çınar ağacı

şimdi büyük bir çınar ağacının esintisinde, o büyük gölgede saymaya başlıyorum… sımsıkı yumup gözlerimi,  bitene kadar bu oyun,  sayıları sayıp, aklımı resetlemeyi düşünüyorum… bana yardımcı olabilir misin? senin için zor olmasa gerek, bunu nasıl yapacağımı anlatmak…
arkamı döndüm. saklan şimdi !!!
saymaya başlıyorum…
şimdi…
elma dersem de çıkma, armut da!

gece misafirliğe gelmiş, uyku sersemi dönerken evine

Gidiyor musun diye sorma ne olur!
Biliyorsun, bu kez gidiyorum işte…
Ne de nereye diye sor bana ağlamaktan şişmiş gözlerle…
Gidiyorum senden… Gidiyorum…
Bilmediğim yerlerde ne olduğumu bilmeye gidiyorum…
Anla beni…
Buna vedasız bir terkediş de istersen
ya da birden bire uyandım de uykumdan
Ama ben olmayayım artık düşlerinde bir daha…
Zaman geçtikçe, acılar büyüdükçe
Bildiğimizden farklılaşacağız giderek…
Anla beni…
Sorma ne olur ‘neden’ diye [...]

düzeyli metamorfoz

bir düğmeye bastım geçen gün… hangisi bilmiyorum.. “to continue press any key!!!” diye bağırdı bill, ben de yaptım… “radikal değişimler, büyük yıkımlardan sonra olurmuş“  … (kimse demedi, ben şimdi uydurdum bunu ).. ben de o yüzden bastım düğmeye… to change everything dude!
değişti bazı şeyler…  öyle olmasını istedim, öyle olmasını diledim…
üşengeçlik zırhımı salladım [...]

her kısa yazı bizi köşeye taşımaz…

zaman zaman bir köşelere şıkıştırılan buruşturulan yazıların, kâğıtların içinden yeni dışa vurumlarımızı gerçekleştirme  hissiyatıyla sarıldığımız blog dünyası, rahatlamamız için gayet de güzel bir yer olabiliyor…
kimi zaman fazla özele girip az çok tanıyanlara “çok mu fazla afişe haller yaratıyoruz ” ya da hiç bilmeyenlere “şimdi şunu dedim, bunu dedim, acaba yanlış anlarlar mı” önyargıları, sevgili blogger(!) [...]

arz-ı hâl betimlemesi ve buna çareler

gece yarısı 12 de evden çıkıp, gece 4 de bar programından çıkıp, sabah 6 da duştan çıkıp, akşam 7 de işten çıktığım günlerde, kalan 5 saati kendime ayırabilmeyi istiyorum tamamiyle…
ertesi gün başımı zonklatan vodka-redbull un yarattığı damacana özlemini keyifle yaşayacağım öğlene kadar yarı uykulu olup, “oh mis ev ofis ne de hoşmuş”luğuna koşmak istiyorum zaman [...]

pas kilitli şehrin palas pandıras şarkısı

şüphe uyandıran cümlelerle geldim bugün yanına.. her tadında farklı cesaretler sezinleyebildim sanırım.. kızgınlık, pişmanlık, iki arada bir derelik vardı aklımda da, şimdi kalsın bir kenarda, başka bir şeyler düşüneyim diye unutuverdim yine onları.. unutmaya zorladım en azından şimdilik.. bakarsın gelirse hatrıma, okunması güç yazımla yine, karalarım pembe-siyahlı koparılmaktan sayfası kalmamış mini defterine…
saçmalamaların en olası saatlerinde -ki [...]

kanılar, tanılar ve sanrılar tadı

tuzladığın yanağını öptüm… sanmıyordum bu saatlerde böyle dolu olabileceğini.. kalmış mıydı artık yükü geçmiş tatsızlığı geride gecelerin, yanılmışım sanırım..
yanıldığım pek çok şeyin olduğunu ve bundan sonra da olacağını rahatlıkla kestirebiliyordum .. olmasın, sıkmasın, sarsmasın diye, şaçmalıkların içinden çıkış yolunu çizip öyle iyileştirmeye çabalıyordum..  uğraştıkça seni de beni de iyi etmeyeceğini biliyordum bu yanlış merhemin. farkındaydım.. [...]

aşk iki kişiliktir

-kendi deliliğine ihtimal veren bir adamın, buna sebebiyetleri ortadan kaldırabilme lüksü ne zaman olur?
-dert edinmemeyi, umursamamayla karıştırmadığı zaman…

-“beni umursamayacak mısın?” dedi kadın üzgün bir tavırla.. “aramayacak mısın, sormayacak mısın?”
belli ki uzaklığın farkına o an daha da varmaya başlamıştı… buz duvar hallerinin bu güne yol açtığını sonunda görebiliyordu…
-”ben seninle bir hayat paylaşmışım… olur mu [...]

şirazen dağılınca, ne yapsan haklısın

yapamayacağı şeyler isteyip, yapamadığında suçla O’nu Marla… bahanelerine, aslında hiç bir işe yaramayan minicik kalem kutusu büyüklüğünde, dünya pahası çantandan çıkartıp “tick” koymaya başla… onu yapmadı, bunu almadı, bunu etmedi diye diye kabart listeni.. aslında ömrünü yiyiyormuş bu düşüncesiz herif… bir kez daha gör… sen kadınlığını yaptın, nerde kaldı bu adamın erkekliği diye sorgu dünyasını [...]

migrenif ağrılarından bir tutam uçursak fezaya?


onlarca ağrı kesiciden sonra bu  halsiz düşen bünyeyi rahata kavuşturma çabasına girsek şimdi…  nasıl ne şekilde bilmiyorum ama bir yerlerden başlasak…
şimdiye dek dinmesi için ne yaptıysan, şu an itibariyle bir diğerine benzemeyen çabalarda bulunmak, bir şeyler için fena bir başlangıç sayılmaz belki..
müzik varsa kulağında onu durdurmak, dinginlik yoksa elini koyduğun yerde bundan arınmak… vs… vs..
kendine [...]